Zaman

Yine uzun bir ara vermişim, hay allah ya…

Demek yine dolmuş taşma noktasına gelmişim ki bloga dökülesim geldi. (Also in English)

Efendim Merhabalar, nassınız inşallah? Birden hatırladım, Roma’ya gelmeden birkaç gün önce bir yazı yazmıştım; Hayat Ne Tuhaf, Vapurlar Falan

Where the road takes us...

Where the road takes us…

O yazıya baktım şöyle bir, o an neler hissettiğimi hatırlamaya çalıştım, sanki üzerinden on yıllar geçmiş gibi. En nihayetinde 10 ay olmuş, ama 10 ay içinde sanırım 10 farklı Merve türettim kendi içimde. Tanıdığım her yeni insan bana bir şey öğretti. Çok çok güzel arkadaşlarım oldu, internet sayesinde dünyanın herbir köşesine dağılmış olsak da teması kaybetmeyeceğimizi umuyorum. Çok saçma insanlarla da tanıştım, onlardan da kendime dersler çıkardım.

Metafora gel, kim çerçevenin içinde, kim çerçeveyi kırmış... / Here is the metaphor. Who is in the frame, who broke the frame...

Sembolizme gel. Kim çerçevenin içinde, kim çerçeveyi kırmış… / Here is the symbolism. Who is in the frame, who broke the frame…

Buraya gelirkenki amaçlarımdan biri de, uzun süredir kısılıp kaldığım comfort zone’umu kırmaktı. Biraz da macera gözüyle bakıyordum her şeye ama huylu huyundan yine de vazgeçmiyor tabi; ciddi ve olgun bir insansan, nereye gidersen git ciddi ve olgun bir insansın :D Fakat bu süre zarfında birçok açıdan kendimi açtım ve aştım. Hatta kişiliğimin bilmediğim (ya da gözardı ettiğim) özelliklerini keşfettim. “28 yaşında geldin ne keşfetmesi hala” diyebilirsiniz ama gelişimin yaşı yok. Misal, ben kendimi “Amaaaaan…” modunda, yüzeysel hislere sahip biri olarak bilirdim, “Heralde” derdim, “bu hayatta bana şu şu hareketleri, şu şu kavgaları yaptıracak hiçbir şey yok.” Çok afedersiniz, nah yok! Meğer ben tutkulu bir insanmışım, meğer canımın istediği için sonuna kadar savaşırmışım! Bunu öğrenmem çok iyi oldu, zira çok üzülecek olsam bile savaşmaktan vazgeçmeyecek cesarete sahip olmamla gurur duyuyorum. Umut etmekten, daha iyi olmaktan, gerçek hislerden, dürüst ve sağlam bir insan olmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Nelerle karşılaşırsam karşılayım, insanların içindeki kötülük ya da çirkinlik beni kıramayacak. Nazik, duyarlı, insanlara değer veren biri olmanın hor görüldüğü, her şeyin sahte yaşandığı saçma sapan bir dönemde yaşamanın talihsizliği var ama hepimiz de böyle değiliz, değil mi?

komikmiydi

Şimdi kafamdaki düşünce; Roma’ya geri dönsem mi? Son birkaç yıldır Türkiye’de öylesine boğuluyordum ki, Papua Yeni Gine’ye gidiyorsun kızım deseler giderdim belki de (onlar bizden daha iyi durumda olabilir tabi, ayrı). İtalya ilk başta bana çok iyi geldi ama zaman geçtikçe buradaki hayat da beni yormaya başladı. Kafam karmakarışık, ve kafam karışık olduğunda ben ne yaparım? Tabi ki akışına bırakırım!

Let it flow.

Let it flow.

Dönüşüme 1 hafta var. Roma sokaklarını özlemle son kez bakarmışım gibi geziyorum yine yeniden, mekanları dolaşıyorum, arkadaşlarımı görüyorum, adeta depoluyorum zihnimde. Evet bu şehir beni çok yordu, hiç beklemediğim şeyler yaşadım, kalbim hayatımda hiç kırılmadığı kadar kırıldı, ama deli gibi mutlu da oldum, ufkum da açıldı, bambaşka bir insan oldum. Bakalım İstanbul bu halime hazır mı yoksa bir savaş da onunla mı vereceğiz? :)

“Roma? Non basta una vita.” (Bir ömür yetmez Roma’ya).

Öperim,

Merve

 

~~~

TIME.

Damn, I had taken a long break again…

Apparently I came to the brink again so that I needed to pour out into the blog.

Well, hello ladies and gentlemen! How are you? I suddenly remembered, a few days before I came to Rome, I had written a post: How Strange the Life Is

I glanced at that writing a bit, tried to remember what I felt at those moments; it feels like it has been decades. In the end it’s only been 10 months but in those 10 months, I think I created 10 different Merves in me. Every new person I met, taught me something. I had truly amazing friends, with whom I hope not to lose contact thanks to the internet, even if we fall apart all around the world. I met absurd people as well, and learned my lessons from them.

One of my intentions when I came here was to break through from the comfort zone I was in for so long. I’ve been mostly regarding everything like an adventure but of course, tigers do not change their stripes; if you are a serious and mature person, you will be a serious and mature person wherever you go :D But in this period, I literally opened and exceeded myself in a lot of ways. I even discovered facets of my personality that I didn’t know (or that I just ignored). You can say “You are 28 years old, what discovery?” but developing has no age. For instance, I used to think of myself as a “Meeehhh…” type of person with superficial feelings; “Probably,” I would say, “there is nothing in this life that could make me do this and that, or fight for this and that”. Excuse the language, but bullshit! It turns out that I’m actually a passionate person, and apparently I fight till the end for the things I want. It’s absolutely great to know this, because I’m proud of having the courage to never give up fighting, even though things might hurt a lot. I’m never going to give up on hoping, on being a better person, on real feelings or on being a person of integrity. Whatever I come across, the evil or ugliness in people will not break me. We have the misfortune of living in an era where being a kind, sensitive person or appreciating other people are scorned, and everything is lived fake, but not all of us are like these, are we?

Now the question in my head is: Should I return to Rome? For the last few years, I was so suffocated in Turkey that even if they said “Girl, you’re going to Papua New Guinea”, I would probably go (they may be better off than us anyway). Italy, at first, made me feel so good but the life in here started to take its toll on me in time. My mind is a mess and what do I do when my mind is a mess? Let things flow their natural course, of course!

There’s one week till I leave Rome. I’m walking the beautiful streets of this eternal city for the thousandth time with longing; checking out places, seeing my friends, almost stocking memories in my mind. Yes, this city has tired me out, I experienced things I had never thought of, my heart has been broken like it had never been in my life, but I also became madly happy, I broadened my horizons, I have become a brand new person. Let’s see if İstanbul is ready for this new me or will I have to fight with it as well? :)

“Roma? Non basta una vita.” (One lifetime is not enough for Rome)

Kisses,

  • eda bilol

    Savulun Merve geliyorrr :) Yine pek güzel yazmışsın. Artık daha sık yazar mısın lütfennn… Okunası blogun pek az olduğu bu dönemde keyifli yazılarından bizi mahrum etme! Öpücükler :)

    • Born4Kaos

      Canııım çok teşekkür ederim! Daha sık yazmalıyım, haklısın :( Bir tembelliktir, bir yayılmadır gidiyor… Neyse toparlanacağız :D Öpüyorum ben de çokk!