Merhamet’te Güzel Günler

Merhamet, geçen sezon Leyla ile Mecnun’dan sonra en sevdiğim yerli diziydi. Akıcı ve seyirciyi aptal yerine koymayan senaryosu, hiiiç uzamadan usulünce çözülen olayları, gerçekçi ve enfes diyalogları ve sağlam karakterleriyle gerçekten örnek dizi denebilecek bir kategorideydi. Daha da önemlisi, bir güçlü kadın hikayesiydi. Esas kız Narin Yılmaz’ın çaresizliklerle örülü, zorlu, acılı hikayesiydi. Narin’in Yaslıhan’da çektikleri o kadar gerçekti ki…

narinlefırat-born4kaos.com

İzlemesi hem zevkli hem iç acıtan şahane bir eserdi Merhamet. Bir ara bozulur gibi oldu, diyaloglar bir saldı kendini, olaylar Merhamet’e hiç yakışmayan bir hal aldı ama neyse ki çabuk çözüldü. Artık, bunca yıllık dramın meyvesini toplamaya geldi sıra. Geçen hafta, dizinin 39. bölümünde, Narin’in hamileliği ve etrafa saldığı tatlı telaşı izledik. Uzun zamandır ilk defa evlendikten sonra hamile kalan bir dizi karakteri gördüm sanırım :) Malum, bu konu tekmil dizilerin vazgeçilmez sömürü konusu. Senaryo sarpa mı sardı? Ver esas kıza bir gayrimeşru ve yıllarca babasının haberi olmayacak bir çocuk, tamam… Aşk üçgenleri çözülmek üzere mi? Hoop ikinci kadına bir bebek, gelsin acılar, gelsin dramlar… Yeminle içim daraldı hep aynı senaryolardan! Bu konuyla dalga mı geçtiler bilemiyorum ama, geçtiğimiz birkaç bölümde Fırat’ın eski nişanlısı Irmak, ben hamileyim diye ortaya çıktı velakin bebeğin babası sperm bankasındandı :) Bak işte bu daha önce yapılmamış bir şeydi! Epey güldürdü.

 

Şöyle bir sarılmanın hayalini kuran kaç genç bağyan ekran başında telef oldu haberiniz var mı?

Şöyle bir sarılmanın hayalini kuran kaç genç bağyan ekran başında telef oldu haberiniz var mı?

Neyse, baba olacağını öğrenen Fırat’ın heyecanı galp ben! En sevdiğim esas oğlanlardan biri olan Fırat Kazan, şapşirikliğiyle gönlümüzü bir kez daha fethetti sağolsun. Gece gece eczane arayan, eczanedeki kararsız teyzeye “Seni çok sevdim teyzecim, sen ikisini de al ben öderim” deyip kadıncağızı öpen, “Dur şimdi ben işeyeceğim onun yerine!” diye evde deli danalar gibi dört dönen şapşik! Bütün erkekler bu moda giriyor mu acaba mevzubahis yeni gelmekte olan bir bebek olunca? Ayrıca aceleden 3-5 tane gebelik testi için bir tomar parayı eczaneye bırakıp koşarken tam bir para saçan zengin piçi olduğunu da göstermen gözümüzden kaçmadı Fırat’çım.

 

Bizim hanedanda kızlar da taç takabiliyor çünkü ;) In Fırat we trust!

Bizim hanedanda kızlar da taç takabiliyor çünkü ;) In Fırat we trust!

 

Ona evini açan, şımarık şımarık dertlerini ve saçmalıklarını dinleyen Can’ın evini ve bütün resimlerini yakan Irmak, evlerden ırak olasıca be, içim gitti çocuğa :( Ulan bu kadar güzel, zengin, havalı, ortamı olan vs. biri ol, ondan sonra yapmadığın saykoluk kalmasın. Bacım devreleri yakmışsın sen ya. Sen ver vekaletini bana, senin servetini ben yöneteyim bir müddet. Yazık valla, sırf sana acıdığımdan yani! ;)

 

Ve… Evlenme teklifi. Yani ben bu ikisinin arasında bir şeyler olacağı belli olduğundan beri Sermet’le Deniz, quel alaka?! diyenlerdendim ama sonradan şunu fark ettim. Deniz zaten çılgın, maceracı ve tutkulu bir kadın. Sermet onun için bir macera (macera dedim diye hemen 3 günlük takılmaca kastettiğim düşünülmesin tabi) ve Deniz sonuna kadar gitmekten korkmayacağı gibi Sermet’ten de korkmaz, bilakis Sermet ondan korksun :D Dolayısıyla elektriklerini seviyorum. Sermet’i Deniz’den ötürü seviyorum, yalan yok. Deniz’in aşkıyla rehabilite oldu. Tümden tövbe edip 40 hamamda su dökünürse ve mafya işlerini bırakırsa, kendisine ben okey derim. Deniz’in ortalarda olmayan amcasından değil benden istesin kızı. Hadi bakalım.

Yani romantizm deyince de gözünü çıkarıyor adam yau...

Yani romantizm deyince de gözünü çıkarıyor adam yau…

 

Moskof Recep bir yok olabilir mi acaba? Vallahi bayıldım. Ayrıca Şadiye’yi Ali’ye yamamak da nereden çıktı ya? Ali’cim, bunca zamandır her türlü işinde gücünde sesini çıkarmadan seni anlayışla dinleyen Tatiana’ya atmak üzere olduğun kazık gözümdeki değerini sıfırın altına çekti. Yalnıııız, Şadiye öyle kahrını çekmez bak, ilk ortadan kaybolmanda yersin tribi. Oh olsun!

 

sermet-born4kaos

Fragmana göre bu akşamki bölümde, rehabilite olmuş mafya babası Sermet’in, canımız ciğerimiz Deniz‘i kıskandırmak için eski sevgilisini getirip ortama soktuğunu mu göreceğiz anlamadım, çünkü Deniz’e “Ben eski sevgililerimi getirsem hoşuna gider mi?” gibisinden atar yapıyor. E iyi de, Sermet’in 20 yıldır bitmeyen Narin takıntısını bilmiyor mu Deniz? Arada Sermet’in hayatından geçen kadınlar eğer bir şey ifade etmiş olsaydı daha 3 gün öncesine kadar hala Narin diye sayıklamazdı bu adam diye çıkarım yapamayacak mı yani? Yapmayın rica ediyorum.

Şu da dizinin Twitter hesabı: https://twitter.com/MerhametDizi

Merakla izliyoruz efendim.

Öperim,

Merve

  • Nur

    Sayın Yazar, çok güzel yazıyorsunuz -üstelik hep ilgimi çeken konularda- yorum yapmadan duramıyorum :)
    Merhamet, uyarlandığı Kahperengi’ni okuduktan sonra başlamasını heyecanla beklediğim bir projeydi. Geçen sezon da favori dizimdi. Bu sezon başında hikaye yoldan çıkmaya başladığında izlemeyi bırakmıştım sonra bir baktım, toparlamışlar. Bir kaç haftadır yine, Çarşamba akşamlarını bekler oldum. Bunda en büyük pay Mahinur Ergun’un güçlü kadın hikayeleri yazmaktaki ve izleyiciyi ters köşe yapmaktaki ustalığı bence. Buna bir de kendine has üslubu eklenince, tadından yenmez oluyor. :) Özgü, İbrahim, Mustafa ve Burçin de şahane oynuyorlar, çok uyumlular, o ayrı :)
    Diğer yandan her ne kadar eski tadına dönse de Merhamet’in artık nihayete ermesi gerektiği kanaatindeyim. Tadında bıraksınlar da güzel hatırlayalım, di mi ama!
    Neyse, fazla uzatmayayım, kaleminize sağlık efenim ^.^

    • Born4Kaos

      Sayın Okuyucum :) yorum yaptırmak için ilgi alanlarınız olan konuları tek tek bulmam gerekiyor galiba, buradan bunu anlıyorum :D

      Ben Kahperengi’yi okumadım. Hande Altaylı’nın Aşka Şeytan Karışır kitabını okumuştum, o da güzel bir romandı, kısa ve öz. Kahperengi’nde Narin ve Deniz karakterlerini çok iyi kurgulamış sanırım, eğer dizide çok uzaklaşmadılarsa. Dizinin yapımcısı Gül Oğuz da güçlü kadın hikayelerini seven ve iyi kotaran biridir. Sıla’nın senaristleri gibi olmayan, sağlam bir senaristle çalışınca işte böyle güzel bir şey çıkıyor ortaya. Geçen yıl gözümü kırpmadan izliyordum! Bir kere her şeyi geçtim, diyaloglar gerçekçi. Hepimizin günlük konuşmaları, doğal hepsi. Bir senaryonun başarısını gösteren en önemli şeylerden biri diyaloglar bence. Oyuncular da şahane olunca… Oooh mis. :)

      Çok teşekkür ederim! <3

      • Nur

        Olur mu hiç yazarcım, siz yeter ki yazın. Benim ilgi alanım geniştir :P
        Yalnız iyi ki Merhamet’i bu hafta yazmışsın. Çünkü 12 Mart’ta final yapıyormuş. Her ne kadar karakterleri özleyecek olsam da, tadında bitirdikleri için sevindim bu habere :)

        • Born4Kaos

          Bu habere hem üzüldüm, hem de sündürmeden bitiriyorlar diye sevindim. Karmaşık hisler yaşıyoruz :/

  • Cansu

    Pek saygıdeğer Merve Hanımefendi, yazılarınızı beğenerek ve ilgiyle takip ediyorum. Hoş takip etmemek de elde değil, ettiriliyorum illa ki.;) Severek izlediğim “Merhamet” dizisine dair yorumunuzu görünce de iki kelam etmeden geçemedim. Zira şu sıralar Türk televizyonlarındaki kalburüstü işlerden biri kendisi. Özellikle de ikinci sezonunu yaşamasına, dalgalı bir grafik çizip arada düşüşler göstermesine rağmen bu kadar bölümden sonra hala pek çok bölümün tamamından zevk alabiliyorum. Tabi bunda senaryonun olduğu kadar oyuncuların da payı büyük. Hatta bazen oyuncular hikayenin de önüne geçebiliyor. Misal, Sermet’in Rıfat’ı bodrumda unutması gibi aslında can sıkıcı bir durumu kahkahalarla karşılayabiliyorum veya “Ne özgürlüğü Deniz? Biz artık birbirimizin tutsağıyız.” gibi son derece arabesk bir laf karşısında dibim düşebiliyor. Bunların yanı sıra nev-i şahsına münhasır Deniz, Ali, Fırat, Narin, Sermet, Can gibi karakterleri de barındırıyor. Hatta bu kategoriye ne kadar sinir bozucu olursa olsun Irmak’ı bile koyabiliriz. Neticede psikopatlıkta da orijinal takılıyor ablamız. “Hamileyim!” diyerek esas oğlanı kandırmaya çalışan ikinci kadınlar çok gördük de, bu uğurda sperm bankasına başvurana ilk defa rastladık. Velhasılı kelam hikayesiyle, karakterleriyle, oyunculuklarıyla bu keyifli işi sezon sonuna kadar ağız tadıyla izleyip, bahsi geçtiğinde “Yaa ne güzel diziydi değil mi? Tadı damağımızda kaldı valla. Bak şu sahneyi hatırlıyor musuuun?” diyebilmeyi temenni eder, gözlerinizden öperim. :))

    • Born4Kaos

      Çok teşekkür ederim efendim ^_^ Keşke geçen sezon yazıyor olsaydım bu yazıları, ne güzel tartışılırdı Narin ne yapacak, Fırat’la bir araya gelebilecekler mi diye, tey tey. Sermet’in Rıfat’ı bodrumda unutmasını bırak, Sermet gibi takıntılı bir mafyaya güldük ya bir sene boyunca :D Az şey değil yani. Allah vere de kadınlarımızın içindeki maço erkek sevdasını körüklemese…

      Gerçekten de bütün karakterler nev-i şahsına münhasır, her birinin ne yapıp ne yapmayacağını biliyoruz ve hepsi kendi çaplarında çılgın. Yine de favorim Deniz tabi, herkese onun gibi bir dost nasip olsa, bu dünyada dert, tasa, keder kalmaz :D Neyse, sanırım benim de baştan sonra izlediğim ikinci dizi olacak, Ezel’den sonra. 10 yıl sonra yine burada yad ederiz artık :D :*