Heyecanla Beklenen Dizi: Kurt Seyit ve Şura

Uzun zamandır dönen fragmanlar, Kıvanç Tatlıtuğ etkisi, dönem dizisi olması, roman uyarlaması olması vs. bir sürü faktör birleşince, Kurt Seyit ve Şura’ya yönelik beklentimiz fezaya varmıştı. İlk bölümden sonra çeşitli yorumlar gördüm; beğenen de var, yerden yere vuran da… Ben değerlendirme için erken olduğunu düşünmekle beraber genel olarak beğendiğimi söylemeliyim.

ilkaskseyitvesura

Şimdi bir kere, ortam pek hoş. Tolstoy Romantizmi mi desek, Jane Austenvari aşk çarpıntıları mı desek; balolar, valsler, Swan Lake’ler, Blue Danube’ler… Bir aşk romanı klişesi olarak debutante fantezisini de gördük. Ama senaryo konusunda şüphelerim var. İlk bölüm diye çok bir şey demiyorum, ama gidişatı da görür gibiyim; zira dizinin ilk fragmanı çıktığında da yazmıştım, senaristinin yaptığı işleri sevmiyorum. Bakalım, umarım yanılırım.

İlk bölüm biraz durgundu, kabul. Alışmış tabi insanlar çılgıncasına aksiyona, sakin şeyler garip geliyor. Bence karakterleri ve yabancı olduğumuz bir ortamı tanıtma açısından iyiydi. Nitekim bu hikayenin giriş kısmı, bi soluklanın hele. Daha Devrim var! Ayrıca yönetmen Hilal Saral demiş ki, “biri Türk, ikisi Rus 3 tarih profesörü ile çalışıyorum.”, işte şimdi içim rahatladı!!

 

Bugün bir Çapkın Kurt Seyit hazırlanana kadar nice savaşlar bitiyor...

Bugün bir Çapkın Kurt Seyit hazırlanana kadar nice savaşlar bitiyor…

Cast bence şahane olmuş. Kime baksam enfes oturmuş role, hiç sırıtmıyor. Başroldeki Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah zaten enfes. Farah’ın gözü açılmamış sığırcık yavrusuyla “ağzını kapa sinek kaçacak kızım” arası hali, ve soluk beyazlığı zaten olması gereken. Güzelliğini geçtim, o kilitlenmesi, Seyit ona yaklaşırken yutkunması, ah yavrum ya! Birkan Sokullu‘nun Petro’su tam bir sinsi, ve adeta bir Kont Vronsky. Serdar Gökhan Kırım Tatar beyi rolüne cuk oturmuş, Seyit’in asker arkadaşları adeta birer Rus askeri. Şura’nın ablası Valentina rolünde Seda Güven hem çok güzel hem de o ruhsuz aristokrat tribini çok güzel yansıtıyor. Barones tam bir uyuz barones. Bence oyuncu seçimleri çok başarılı.

 

sarayşura

Beğenmediğim yerler tabi ki var, oyunculuk açısından da çok zayıf yerler (mesela Petro’nun öldürdüğü askerin eşiyle olan sahneler…) var. Kıvanç Tatlıtuğ, Kuzey görüntüsünden tamamen sıyrılmış ama üzüntüden, sinirden konuşamadığı yerlerde hala Kuzey gibi çenesini kasıp kafasını oynatmaya devam ediyor. Umarım bırakır bunu.

surasinir-born4kaos.com

Petro karakteri senaryoda iyi kotarılırsa çok heyecan verici olabilir. İstifa ettikten sonra üniformasına bakıp yutkunması, Seyit zor durumda kaldığında pis pis bıyık altı gülümsemesi falan gelecek vaadediyor. Yeter ki bu en ucuz, iddiaya girdik, o seni kandırdı bilmem ne gibi klişenin bile klişesi hallere bir daha düşülmesin. Hadi biraz yaratıcılık! Çıkan olaylar falan diyip duruyor, Bolşevikler’e katılırsa anında Petrocu’yum, sonradan yok efendim duymadım, bilmiyordum demeyin.

 

O bir halk kahramanı...

O bir halk kahramanı… :D

 

Kafaya taktığım birkaç detay:

  • St. Petersburg. Oh ♥♥♥
  • Barones Lola hanımefendiye uyuz olmuş olabilirim ama dikkat edin, Aslı Orcan pek zarif curtsey (tam karşılamıyor ama reverans) yapıyor.
  • Kıyafet olayını heyecana gelip biraz abartmışlar galiba. Zaman içinde doğallaşıp müsamere havasından çıkar diye düşünüyorum. Yoksa Eminovgiller az sonra halk oyunları çeyrek finaline çıkacak gibi duruyorlar.
  • Hamam sahnesi ve kendi kendini imha eden dişi popülasyonu. :D
  • Akabinde, Şura’nın dibinin düşmesi ve… Şura’yla birlikte dibi düşen kaç kişiyiz?!!!
  • Petro’nun rüyası pek başarılıydı. Bilinçaltına gel, vay anasını.
  • Seyit’in “peki babacım, tamam babacım…” deyişi hiç hoş şeyler hatırlatmadı  >_<  (Cansu’ya selamlar!)
  • Baba Eminov’un öngörüsüzlüğü efsane :D Bolşevikler için “İleride hiçbir şey olmayacak, 50 askerle bile bastırılır” dedi, canıım yaa. Seneye görüşürüz beybisi ;)
  • Komşu çiftlikteki kızın Celil’i Seyit sanması niye? Seyit yok ortada, efsanesi yürüyor; dağlarda taşlarda yankılanıyor adamın adı, la havle.
  • Şura’yı bir öpeceğim diye 2 saat sone döşeyen ama kıza ceketini vermeyi, olmadı kafe bölümünden bir şal istemeyi akıl edemeyen Seyit efendi…

-Hep bu anda donmak istemiştim…
-Birazdan donacaksın zaten, merak etme.

  • “Ay hadi hepimiz elele tutuşup söz verelim birbirimize, 25 yaşımızı görürsek yine buraya gelip sabaha karşı buz gibi suya atlayalım ki verem olup ölelim hemen!” Geçmiş yüzyılın en büyük eğlencesiymiş heralde birbirine söz vermek.
  • İçlik! İçlik. İçlik. Birkaç kez söyleyince normal olarak kabul edebilir miyim diye bakıyorum, yok hala aynı. :/
  • Onun haricinde işte, militarizm, erkeklik, Osman’ın asker olamadığı için kendini yemesi, kayınpederinin yanında laf söyleyemeyip dilini çiğneyen gelin gibi kenardan acılı acılı bakması… Ayh he he öf. Bu arada Barış Alpaykut galp ben <3
  • Kurt Seyit haksız ün yapmış bence, Barones varken. Kadın tam bir predator beybi, ortamda uçan kuşu kaçırmıyor. Teyzee kıdemini bil otur la bi köşede.
  • Barones’in full kırmızı, Şura’nın da krem-sarı tonları giymesi, genç kız-görmüş geçirmiş kadın vurgusu, sübliminal, hell yeah! Az canlı renkler giydirin Şura’ya yahu, duvar kağıdının deseninde kaybedeceğiz, bir daha da bulamayacağız bak!
  • Petro’nun her kapı aralığından çıkıvermesi…? Ulan ne boş adamsın, uşak mısın nesin niye her yerdesin sen? Adam tek başına istihbarat gibi, kim nerede ne yapıyor haberi var :D
  • O değil de, tam da Rusya Kırım’da boy gösterisi yaparken, tarih tekerrür ederken falan dizinin zamanlaması çok manidar olmadı mı?

 

Sizin fikriniz nedir, beğendiniz mi diziyi?

Öperim,

Merve

  • Nur

    Yine yapmışsınız yapacağınızı sayın, sevgili yazar! Gözden kaçan detayları yakalayıp yorumlamakta üstünüze yok. :))

    Kurt Seyit ve Şura’yı -Kıvanç’tan haz etmememe rağmen- ben bile büyük merakla bekliyordum. Nermin Bezmen’in kitabını okuyup sevenlerin gaz vermelerinden de etkilenmedim değil hani. Neyse, böyle bir girizgah yaptığım için olumsuz bir şeyler yazacağımı sandın değil mi? Kandırdııım! :))

    Öncelikle atmosfere bayıldım! O mekanlar, kostümler… şahaneydi. Tanıtımlarda en çok dikkatimi çeken ayrıntı da, Farah’ın kostümleriydi, dizide alâsını görmek iyi geldi. Oyuncular rollerine cuk oturmuş -ki N.Bezmen de aynı görüşteymiş (Kendisi de hala danışman olarak senaristle birlikte çalışıyormuş). Hikayeyi kurgularken hayal ettiği yüzlere çok yakınmış seçilen oyuncular. Ben Petro ve Barones’i görür görmez nefret ettim mesela :)

    Bazı dizileri anlamak ve hikayeye alışmak için zaman gerekiyor ya, bu da onlardan bence. Çok emek verildiği belli. Taa St. Petersburg’da set kurup Türk dizisi çekmek de kolay değil. Tabii hoşlanmayanların, bana ne bundan, demesi olasıdır. İlk bölümde rahatsız olduğum bir nokta, beyaz ayarındaki sorundu. Onu da fark edip not almışlardır ve ilerleyen bölümlerde düzeltirler herhalde. Lakin duyduğuma göre İlk 7 bölümün çekimi tamamlanmış, o sebeple eleştiriler not edilse de düzeltmeler ilerleyen bölümlerde yapacaklardır. Diğer bir problem de müzikle ilgiliydi bence. Toygar Işıklı’nın işine lafım yok ama müzik yerleştirmeleri ve bazı sahnelerde fazla yüksek volumede olması kulak tırmaladı. O da düzeltilir. Sonuç olarak; ben Kurt Seyit ve Şura’yı beğendim, seyrederim. Hem hikaye İstanbul’a taşındığında çok farklı bir Kıvanç izleyecekmişiz. ;)

    • Born4Kaos

      Efendim detay yakalamak bizim işimiz. Oyunuzu bana verin, sizi ihya edeyim! :D

      Sen bayağı beğenmişsin diziyi :) Zaten beni de çeken atmosferi oldu. Yoksa senaryo ilk bölümden 10 tane klişeyle adeta gözlerimi dağladı :/ Farah’ın tuvaletlerinden ziyade günlük kıyafetleri çok hoşuma gitti benim. Bir kırmızı etek giyiyordu, bayıldım. Bir de baloya giderkenki beyaz mantosuna salyalarım aktı. Kıyafetler çok zarif genel olarak, renkler hariç :D

      Gerçekten de St. Petersburg’da çekilmiş olması pek güzel. O sokaklar, binalar, saraylar… Büyük bir prodüksiyon, ve cidden kaliteli. Müzikleri ise genel olarak beğendim, mesela Seyit ve arkadaşları Kırım’a geldiklerinde çalan Karadeniz esintili müzik güzeldi. Ama bir sebepten tam içime sinmedi. Henüz anlayamadım ama çözünce yazacağım :) Belki de dediğin gibi çok yüksek volümlü olmasındandır…

      Çok teşekkür ederim yorum için <3

  • Pingback: Medcezir – Bu Sabahların Bir Anlamı Var Mı? | born4kaos.com()