Hayat Ne Tuhaf, Vapurlar Falan…

Uzun bir zaman sonra tekrar merhaba!

İstem dışı engeller, biraz benim keyfimin gelmemesi, biraz da koşuşturma derken bloğa yaz tatili vermiş oldum. Eh, ruhum öğrenci olduğundan mütevellit, hiç yadırgamadık bunu :D (Also in English)

Kapaktaki resim: ShinKwangHo

 

Ne yazsam diye düşünürken aklım geçen zamana takıldı. — Shocking news!!!— Zaman çok hızlı geçiyor arkadaşlar. — Shocking news!!!— Bir yıl önce bugünlerde neredeydim, şimdi neredeyim, nereye gidiyorum diye düşündüm. Geçen yıl bugünlerde yüksek lisansa başlayacaktım, aklımın her köşesinde İngiltere’de okuma isteği olduğu için pek heyecanla karşılamamıştım bu başlangıcı ama “hiç yoktan iyidir yeni ortam” diyordum. Şimdiyse 1 yıl boyunca İtalya’da okumaya hazırlanıyorum. Hocalarımın öneri ve yönlendirmeleriyle kafamdaki dağınık fikirler yerleşti, ufkum genişledi; hayatıma yeni giren güzel insanlarla neşem arttı. Bir yıllık süre içinde ben de değiştim, hayatım da değişti. Büyüdüm mü bilmem ama mesafe katettiğimi her hücremde hissediyorum.

 

Banksy

Banksy

 

Yıllar yıllar önce, yaşamak istediğim yerler arasında İtalya da vardı. Biraz daha mantıklı düşünmeye başladığım zamanlarda ise, en az bir-iki yıl yaşamam gereken şehirler listesi gibi bir şey yapmıştım, gerçi bendeki bu konformist fıtratla o gezgin bohem hayatı nasıl yaşayacağımı düşündüysem, o da ayrı ama :D Roma bu şehirlerden ilkiydi. Sonra Viyana, Prag ve Buenos Aires vardı. En son olarak da temelli Londra’ya yerleşecektim. Bak, bak, hayata bak :D Sonra bu planı unutmuşum. Şimdi Roma’da yaşama kısmı gerçek olmak üzereyken tekrar hatırladım. Bazen farkında olmadan epey güçlü dilek tutuyorum galiba, er ya da geç mutlaka karşıma çıkıyor hayalini kurduğum şeyler.

 

Grete Stern

Grete Stern

Geçen yıl çok karamsar, çok daraltıcı günler geçirmiştim. Ana haber bültenlerinde sık sık konu edilen, o meşhur araştırma konusu “gelecek kaygısı” neymiş, anlamıştım. Bir panik hali içinde “Ben ne yapacağım!!!” diye düşünmediğim bir an yoktu, sanki bir yere endekslenmiş ve hayatımı dondurmuş gibiydim ama zaman geçiyordu tabi. Okuldan mezun olduktan sonraki iki yıl, Batılı şanslı gençlerin gezip dolaştığı, sonra da “gap year” diye cv’lerine yazdığı gibi bir şey yaptım kendimce; ilgimi çeken şeylerle uğraştım. Takı yapmayı öğrendim, lisedeyken öğrenip bıraktığım gitara geri döndüm, şan dersi aldım, sevgili arkadaşlarımla çok sevdiğimiz bir işi yapmak için kolları sıvadık, beni tanıyanları şok eden bir kararla giysi dikmeyi öğrendim. Öğrendim ama bunların hiçbiri bana kariyer sağlayacak şeyler değildi. Gerçi ben hiçbir zaman kariyer denen şeye önem vermedim, amaaan. Ama “Eee nerede çalışıyorsun?” sorusundan da baygınlık geçirmek üzereydim. Sanki hepimiz bir bankaya, efendime söyleyeyim bir şirkete girip kariyer basamaklarını hızla tırmanmak zorundaymışız gibi. Neyse konu dağıldı. Ezcümle, sıkıntılıydım çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. Akademisyen olmak istiyordum ama kendime güvenemiyordum, zaten bir okula da kabul edilmemiştim. Sosyal medya üzerine çalışmak istiyordum, ama nereden başlayacağımı bilmiyordum vs. Tabi bu kaygı hali Türkiye gibi bir ülkede yaşarken hiç gitmiyor ama şimdi önümde açılan yeni yollar var. Kim bilir nereye götürecek bu yollar beni. Heyecanlı olmamak mümkün mü?

Mucize falan değil tabi yaşadıklarım ama kesinlikle güzel. Ben şuna inanırım her zaman, ne olursa olsun, neyle karşılaşırsa karşılaşsın, insan hayata olumlu bakmalı. Hiç beklenmedik olaylar bize yepyeni yollar açabiliyor. “Her şerde bir hayır vardır” felsefesinin en önde bayrak taşıyan bir neferiyim, mutluyum, gururluyum! Benim şansım, her durumda, şikayet etmeden iyi bir yön görmeye çalışacak kadar olgun bir insan olmam. Pozitif düşüncenin enerjisine inanıyorum, hayatım da benim için bunun en büyük kanıtı. Şu an ne oldun da bu kadar laf yapıyorsun derseniz, henüz hiçbir şey. Ama olmayacağımı kim söyledi ;)

 

Öperim,

Merve

~~~

How Strange the Life Is

Hello again after a long time!

Unintentional obstacles, a little bit of me not feeling in the mood, a little bit running errands made me give a summer break for the blog. Eh, since I’m a student at heart, noone finds this odd :D

As I was thinking of what to write, my mind got stuck on passing time. —Shocking news!!!— Time really flies friends. — Shocking news!!!— I thought about where was I one year ago, where I am now, where am I going. Last year these days, I was about to start studying masters degree, I wasn’t necessarily excited about this start since I had the desire of studying in the UK in every piece of my mind but still I was thinking “it’s better than nothing, new environment”. Now, I’m preparing to study in Italy for a year. Scattered ideas on my mind settled down by suggestions and leads from my professors, I broadened my horizons; my joy increased with every great new person that came into my life. In the time of a year I have changed and my life has changed. I don’t know if I grew but I feel in my every cell that I gained ground.

Long years ago, Italy was one of the places I wanted to live in. When I had begun thinking a little more sensible, I had made some kind of a list of cities I needed to live at least one or two years, although how had I ever thought I could live such a bohemian wanderer life with this conformist nature of mine, that’s a question :D Rome was the first of these cities. Then there were Vienna, Prag and Buenos Aires. Lastly I would settle in London for good. Just imagine this lifestyle :D Later, I had forgotten this plan. Now that the part of living in Rome is about to become real, I remembered it. I think sometimes I wish really hard without noticing, because the things I dreamed of come to me sooner or later.

Last year I had truly depressing, very bothering days. I had understood what that famous research topic, must-have story of every evening news, “future anxiety” was. There wasn’t a moment I didn’t think “What will I do?” in a state of panic, it was like I was indexed to some point and freezed my life but time was passing, of course. In the two years after I graduated from university, I did something like a gap year; I attended to the things I liked. I learned making jewellery, started playing guitar –which I learned at high school and then quitted-, I got singing lessons, we started a little business that we totally loved with my dear friends, with a sudden decision that shocked everyone that knew me, I learned how to sew clothes. I learned but none of these were things that could provide me a career. Though, I’ve never cared about career anyway, who cares. However, I was about to drop dead because of the question “Sooo, where do you work?”. As if we all have to get into a bank, or a company and quickly climb up the steps of career. Whatever, I’m drifting from the subject. In essence, I was stressed because I didn’t know what to do. I wanted to be an academician but I couldn’t be sure of myself, and I wasn’t accepted in a school anyway. I wanted to work in social media but I had no idea where to start etc. Of course this anxiety state never goes away while one’s living in a country like Turkey but now I have new courses in front of me. Who knows where these roads will take me. Is it possible not to be excited?

What I’m living is not a miracle at all but definitely nice. I always believe in this, whatever happens, whatever one encounters, he or she should be positive towards life. Unexpected events can open up brand new ways for us. I am the most ardent devotee, the proud groupie of the “There is a good thing in every bad” philosophy. My luck is, I am a mature enough person to try to see a good thing in every situation, without complaining. I believe in the power of positive thinking and my life is the biggest proof of it. If you ask me “What have you become now that you talk so much?”, I will say “nothing, yet”. But who said I will not ;)

Kisses,

Merve