Çalıkuşu Erkek Egemenliğine mi Yeniliyor?

Çalıkuşu, Türk Edebiyatı’ndaki yeri apayrı olan, Reşat Nuri Güntekin’in diğer eserlerinden dahi farklı olan, okuyanların hayatına etki etmiş bir roman. Ama bu yazımda romandan değil, Çalıkuşu’nun bu sezon yayınlanmaya başlayan dizi versiyonundan bahsedeceğim.

 

Kitabın 4. Baskısının Kapağı - Kamran Beyzade Burada Bile Sinir Bozucu!

Kitabın 4. Baskısının Kapağı – Kamran Beyzade Burada Bile Sinir Bozucu!

Çalıkuşu, Türk Edebiyatı’ndaki yeri apayrı olan, Reşat Nuri Güntekin’in diğer eserlerinden dahi farklı olan, okuyanların hayatına etki etmiş bir roman. Kitapta bir aşk, bir kadın-erkek ilişkisinden ziyade, “bir kadının var olma çabası” anlatıldığı için belki de, farklıdır ve çok özeldir. Benim de ilk okuduğum romandır; daha ilkokul 4. sınıfta dertsiz tasasız genç bir dimağ idim o zamanlar :) Ve Feride’ye pek bir benzetmiştim kendimi. Hatta, o zamanki okulum olan Bebek Yeni Yıldız, iç avlusu olan ahşap, çok güzel eski bir yalıydı; tenefüslerde iç avluya bakan salonda camın kenarına oturur, Feride’ye özenip avludaki ağaca bakarak hayal kurardım. Tey teyy :)

Göksu Deresi'nde piyasa yaparken...

Göksu Deresi’nde piyasa yaparken…

Ama bu yazımda romandan değil, Çalıkuşu’nun bu sezon yayınlanmaya başlayan dizi versiyonundan bahsedeceğim. Bu dizi bildiğimiz Çalıkuşu’ndan biraz farklı. Tabi ki kitapla aynı olmak zorunda değil, onun zaten bir filmini (Türkan Şoray), bir de dizisini (Aydan Şener) yaptılar. Yönetmenliğini Çağan Irmak ve Doğan Ümit Karaca‘nın yaptığı, senaryosunu da Sevgi Yılmaz‘ın yazdığı, TIMS Production’ın eseri olan ve Kanal D’de yayınlanan Çalıkuşu v.3.1, apayrı bir yorum.

çalıkuşu-born4kaos.com

Küstah olduğunuz kadar romantiksiniz de…

İlk başta 2000’lerden bir şekilde 1880’lere gitmiş anakronik replikler çok kulağımı tırmalamıştı ama birkaç bölüm sonra bu yorum hoşuma gitmeye başladı. Neden olmasın, hikayeyi canlı ve dinamik tutacak yaratıcı bir yöntem. Bugünün esprilerini 19. yüzyıl sonunun ağdalı Türkçesiyle duymak pek eğlenceli. Sonra, hikayeyi canlı tutacak bir diğer nokta olarak, farklı yazılan Feride-Kamran aşkı. Buna da tamam, çünkü 1) sahneler çok tatlı; Feride’yle Kamran’ın didişmeleri, bakışmaları insana mutluluk veriyor ve 2) seyirci başrolleri yan yana görmezse izlemeyecek kadar talepkar ve zalim.

Dizi Çalıkuşu mu Ailenizin Hekimi Çapkın Kamran mı?

Dizinin adı Çalıkuşu mu, Ailenizin Hekimi Çapkın Kamran mı?

Şikayetim ise şu: Bu yeni Kamran, olmuş size bir ideal erkek? İdealist doktor, güçlü, her işi beceren, dominant, çatır çatır kavga eden, yumruk sallayan, hem Feride’yi hem evi yöneten bir adam. O kadar dominant ki karakter, dizinin web sayfasında bile Feride’den önce o çıkıyor. Dizi Çalıkuşu değil, İdeal Erkek ve Evinizin Hekimi Yüzyılın Mucizesi Kamran’ın Maceraları olmuş. 17. bölüme kadar “Eee nasıl olacak da Feride Anadolu’ya gidecek?” diyordum ki bu haftaki bölümle sanırım anladım; Feride muallim olmak isteyecek, Kamran izin vermeyecek, Feride’nin asi damarı nihayet şeytan tüylü esmer sıntıra karşı durmayı başarıp “Eeahh yeter be, ben gidiyorum” diyecek. Yani umarım.

Kamran da olsan kızı eve kapatamazsın Kamran!

Kamran da olsan kızı eve kapatamazsın Kamran!

Diyeceğim o ki, televizyon dizilerinin çok büyük bir kitleye hitap ve etki etmelerinden dolayı çok sorumlu davranmaları gerektiğini düşünürüm her zaman, çünkü izleyici algısının farklılığı yüzünden verilmek istenen mesaj tahmin edilenden bambaşka yerlere gidebilir ve gidiyor da. Özellikle de son birkaç yıldır kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet bu kadar artmışken, hatta bakanlar, vekiller bile kürsülere çıkıp “kadın evde oturup çocuk bakmalı” minvalli konuşmalar yapma cesaretini kendilerinde bulurken, toplumu bu kadar bağlayan, etkileyen ve yönlendiren televizyon programlarına da malesef çok iş düşüyor.

Bu yüzden, Feride’yi kendi esiri yapmak isteyen kıskanç ve maço Kamran’ın burnunun güzelce bir sürtüldüğünü görmek için sabırsızlanıyorum. Böylece Kamran’ı kendisine örnek alanlara da güzel bir emsal teşkil eder. Kadınların yüzlerce yıllık mücadeleyle kazanılmış hakkıdır ekonomik bağımsızlık, öyle kolay yedirmeyiz. Kamran’cım sen de kendini hazırlamaya 19. yüzyıldan başla, hadi canım ;)

Çapkın bakışı abartıp gözleriyle "Seni köftehooor ;)" demeye başlamış artık...

Çapkın bakışı abartıp gözleriyle “Seni köftehor ;)” demeye başlamış artık, Feride ne yapsın!

Dizi yorumlamaya bir girdim mi, Orhun Kitabeleri’ne rahmet okutacak boyutta yazılar döşediğim vakidir, o yüzden daha detaya inmeden kesiyorum. Şimdilik :) Ama gitmeden önce, bu dizide en sevdiğim şeylerden birine daha değinmek istiyorum: Toplumun o aşırı, yeniliğe kapalı bakış açısını bayağı güzel yansıtıyorlar. Bu da en iyi “Hekim Kamran’ın tedavi yöntemleri VS halk-kadı-gelenekler” sahnelerinde ortaya çıkıyor. Lütfen devam,  toplumsal bakış açısı üzerinde daha çok çalışılmalı bence.

Ha bir de, güzelliğini ve ses tonunu her zaman beğendiğim Fahriye Evcen ve ortalama bir kıza birkaç dakika içinde “gülüşüne, bakışına, vurgunum sana, hani kimi zamaaaan” şeklinde şarkılar söyletme gücüne haiz Burak Özçivit beklenmedik bir karışım oldu, biz pek beğendik ikisini böyle bir arada :)

Öperim,

Merve.

ps. 7 yıldır yazılarıma zorla editörlük yaptırdığım ve fikirlerinden ilham aldığım

Cansu ve Zeynep’e selam olsun :)

  • İlaha

    Ne güzel anlatmışsın. Benim için de “Çalıkuşu” hep, kadının zamandan asılı olmayarak zeka, gurur, ideal sahibi, hür bir şahsiyet olmasının örneği oldu. Dizi bu konu üzerine olmayınca izlemeyi bıraktım.

    • http://www.born4kaos.com Merve Deniz

      Yorumun için teşekkür ederim İlaha :) Çok güzel özetledin, benim için de Çalıkuşu örnek bir şahsiyettir. Diziden hala umudum var, sonuçta Feride’nin asıl hikayesi Anadolu’da başlar, oraya gidecekler. Çağan Irmak’a güveniyorum, elimizde bir Yurdanur örneği var ne de olsa :) Hadi bakalım.