Başlıksız.

Özgecan Aslan ilk mi? Hayır. Tek mi? Keşke. Peki bu gittikçe artan korkunçluk, şiddet tesadüf mü?

Hepimizin içi yanıyor kaç gündür. Ah güzelim; son anlarında düşündüklerini, hissetiğin korkuyu düşündükçe kafamı duvarlara vurmak istiyorum. Ne seni ne de senin gibi başka kızları, çocukları, kadınları koruyabildi bu toplum Özgecan. Biz geride kalanları koruyacağının da garantisi yok. Böyle gencecik, daha yapacak bir sürü şeyi olan, kim bilir ne hayalleri, ne planları olan bir insan için bunu demek içimi acıtıyor ama nur içinde yat Özgecan. Ve giderek artan oranda yenisi eklenen isimler, Ayşe, Gizem, Melike, Fatma, Elif, x, y, z… Bakın, Şevval yazmış birkaç örneğini: Bana Bildiklerimi Yeni Baştan Öğretin

#SenDeAnlat hashtag’i altında çeşitli taciz hikayeleri paylaşıldı dün Twitter’da. Bunlar en basitleri, anlatılabilenleri tabi. Daha neler var, ne pislikler var… Peki bunlar sadece birkaç (bin? milyon?) sapığın münferit olayları mı yani? İdam edelim bunları, korksunlar yapamasınlar denecek kadar basit mi olay? Tabi ki değil.

Bu toplumda erkekler de kadınlar da suçlu. Hepimiz suçluyuz. En eğitimlimiz, modern görünümlümüz bile, yeri geldiğinde kendisini “diğerlerinden” ayırmak için başka kadınları harcayabiliyor mesela. “Ben eğlenilecek kız değilim, evlenilecek kızım” diyen kadınlar da toplumun bu kokuşmuş ataerkilliğinin halen devam etmesinin, erkek egosunu göklere çıkarıp her türlü eşitsizliği, saldırganlığı, terbiyesizliği kendilerinde hak görmelerinin sebeplerinden biri değil mi yani? Malesef hanımlar, öyle. Tacize uğrayan kadını, sanki o suçluymuş gibi dışlayan, “aranmıştır…” diyip burun kıvıran hemcinsleri de bu kafadan değil mi? Peki, oğlunu yetiştirirken “Elalemin kızına laf getirme” demeyen anne babalar bunların sebeplerinden değil mi? Bu ülkede fırsat bulsa ya da yırtacağından emin olsa neler neler yapacak insanlar var, biliyoruz; üstelik lafa gelince bunlar dini, imanı, namusu da kimseye bırakmazlar. Ama fırsatını bulan Anadolu Çomarı, gerek kasabadaki öğrenci kızı, gerek turisti taciz etmekten imtina etmez, sonra da gider övünür. Sonra da, kültürümüz batsın ki, her şeyden kadını sorumlu tutarız utanmadan. Yoksa, kendisine tecavüz eden pislikle evlendirilmek gibi bir şeyi başka nasıl hakeder değil mi bir kadın? Yapmıştır mutlaka bir şey!

Ruh hastası bir sapık ya da katille dünyanın her yerinde herkes karşılaşabilir, tamamen şansa kalmış, Allah karşılaştırmasın. Ama Türkiye’deki kadın cinayetlerinin, tecavüzlerin, tacizlerin, kadına yönelik her türlü şiddetin bununla bir alakası yok artık. Son yıllarda gittikçe artan bu “şiddet”, tesadüf değil, şans değil. Bu insanlığa evrilememiş yaratıklar, özellikle son 10 yıldır içlerindeki çürümüşlüğü, cehaleti, örümcek beyinlerinden geçen hastalıklı düşünceleri artık saklamaya dahi gerek duymuyorlar. Sonsuz bir rahatlık ve güvenle ülkenin her yanına yayıyorlar pisliklerini. Toplum içeriden çürüdü; son 20-30 yılda birkaç adım hasbelkader ileriye gidebilmiştik, biraz daha normalleşmiştik, eşitlik fikri beyinlerde somut bir alan ifade etmeye başlamıştı ki hiçbir ahlaki seviyesi olmayanlar sayesinde gerisingeri döndük, sürünüyoruz. Buna daha fazla çanak tutmayalım! Önce insan olduğumuzu hatırlayalım.

Yazacaklarım çok dağıldı, toparlayamıyorum. Benden çok daha güzel özetlemiş olan Ozan Önen’in yazısını buraya yapıştırıyorum. Ne olur düşünelim üzerinde:

Bu ülkede inşa edilen camiler kadar örneğin Datça’da açılan ateist mezarlığına ya da bir öteki sokakta açılan cemevine de saygı duyduğunda… Öldürülen bir kadını başı açık ya da başı kapalı diye ayırmadığında… Hırsızlar ve katiller Meclis’te aklanırken, sokakta protesto hakkını kullananlar, anayasal haklarını kullandıkları için içeri tıkılmadığında.. Protesto hakkını kullandığı için içeri alınanları savunmaya giden avukatlar bile terörist damgası yiyip gözaltına alınmadığında… Ahlak anlayışı senin anlayışına uymadığı için, karşındaki insan orospu, vatan haini, darbeci, haşhaşi damgası yemediğinde… Kendi dedikodun yapıldığında küplere binerken bir başkasının dedikodusunu tüm çiğligin ve sığlığınla yapmadığında.. İnsanların özel hayatlarını kendi yarattığın medyanla çarşaf çarşaf ifşa etmediğinde… Sabahlara kadar uzatılabilecek bu listeye yazilabilecek korkunç gerçekler, birer birer tükendiğinde… İşte o vakit daha yaşanır bir coğrafyanın daha onurlu insanları olacağız. Ülke demek yalnızca sınırları belli karalar demek değil. Ülke fikrinin altında bir tür akıl, vicdan, adalet ve kardeşlik fikri yatar. Aksi haldeki her görüntüde bu toplum sıkışıp eninde sonunda patlar. Son zamanlarda olan biten her şey de bunun işaretini veriyor. Uzunca zamandır, bu ülkeyi demokratik olarak yönetme ve adil düzeni biz insanlar adına kurma yetkisi almışlar, bu ülkeyi kendi pisliklerini örtbas edip, onlardan olmayan herkesi de bir şekilde aşağılayıp yok etmeye ve yok saymaya, hedef gösterip degersizlestirmeye ve itibarsızlaştırmaya ve türlü yollardan ötekileştirip cezalandırmaya adamış durumda. Kendilerine alkış tutup destek verenlerin durumuysa çok daha mide bulandirici noktalara ulaştı. Bu ülkedeki adalet duygusuna olan inancımız bu ve buna benzer binlerce şey nedeniyle tamamen yok olduğu gün, bu halk gerçekten patlayacak. Ve biliyor musunuz… O gün çok yaklaştı. Ama biz bunu durup dururken istedik diye değil, siz bizi bu noktaya bile isteye getirdiğiniz için. Yaktığınız ateşlerden daha büyük ateşlere hazır olun.

 

Her an korkuyla yaşamadığımız, herkesten şüphelenmek zorunda kalmadığımız güvenli günlerin umuduyla!

Merve

  • Cansu

    Günlerdir insanların bir cesaret sosyal medyada, radyo programlarında paylaştığı başlarına gelen taciz tecavüz olaylarına şöyle bir bakan kuş beyinli bir insan bile anlar aslında meselenin “kadınlara, kıyafetine, tavrına, duruşuna, yürüyüşüne” indirgenemeyecek kadar derinlerde olduğunu, ama’lı cümlelerle sapıkların yaptıklarının hafifletilemeyeceğini… Küçücük bir kız çocuğu vardı hani ve ablasını isteyip de alamayınca o kızcağızı kaçırıp tecavüz edip öldüren bir manyak vardı. 5-6 yaşlarındaydı daha Gizem, onun da mı tavrı “kuyruk sallayan dişi köpek” şeklindeydi? Onun da mı kıyafeti tahrik etmişti o pis sapığı? Ya hamile haliyle otobüslerde sıkıştırılan kadınlar?? Mini etek giysen hakkında “aranıyor” denilen, örtünsen “gizemli” bulunduğun için ilgi çektiğin bir ülkede yapılan pisliğe, mağdura yüklenebilecek bir neden aramaya gerek yok!! Sapılık sapıklıktır bu kadar! Sadece kadınlar da değil, çoğunlukla mağdur olan kadınlar da olsa erkekler arasında da tacize tecavüze uğrayanlar var elbette.

    Sorun ağır cezalarla, idamla, hadımla çözülemeyecek kadar büyük ve yaygın. Sözle veya elle taciz eden, tecavüz eden manyakların hepsini hadım etsek ülkede pek fazla erkek kalacağını da sanmıyorum ya neyse… Çünkü yıllarca her şeyi kendine mübah gören, her şeyi yapabileceği kendisine empoze edilmiş bir grup var karşımızda. Bu kadar saldım çayıra ve özgür bir şekilde her şeyi ama her şeyi yapabileceğine, küfredebileceğine, taciz edebileceğine, laf atabileceğine, yerlere tükürebileceğine, insan içinde cinzel organını kaşıyabileceğine inandırılmışlarken son aşamada küt diye ağır bir ceza alacak olması onları dizginlemez. Çünkü bu çok tepeden inme bir çaba olur. Bastırılmış cinsel açlıklarını doyuramadıkları müddetçe gözleri hiçbir şey görmeyecek. Sorun bunların eğitilmesinde. Çarpım tablosunu, dolaylı tümleci, Ege’deki dağların denize nasıl uzandığının öğrenilmesinden daha elzem olan bu! Ezbere bilgilerle kafamızı dolduracaklarına, önce İnsana, çevreye ve hayvanlara saygı duymayı, empati yapmayı öğretmeleri gerekirdi bize. Sınıf arkadaşının eteğini kaldırmaya çalışan bir erkek çocuğa “Bunu yapmaya asla hakkı olmadığı, o arkadaşının ondan bir farkı olmadığı, kendisine yapılsa ne kadar üzülüp utanacağı” anlatılsa, bu o çocuğun beynine iyice yerleştirilse daha etkili olmaz mı? Okul bu iş için sadece bir başlangıç elbette. Okulda başlayan bu eğitime anne babalar ve hayat ve her daim muhatap oldukları sosyal çevreleri de katkıda bulunsa ileride o çocuktan böyle bir sapık çıkabilir mi? Burada kabahatin diğer yarısı da çocuklarını “oğlumdur, paşadır her istediğini yapar elbet hakkıdır.” diye yetiştiren ailelerde. Bunu duyan veya duymasa bile yanlış davranışları düzeltilmeye çalışılmayan çocuk yarın öbür gün büyüdüğünde her kadını kendi malı, her popoyu elleyebileceği bir şey zanneden bir andaval veya kendi kızını bakkala gitti diye döverken evini kiraya verdiği öğrenci kızları taciz etmekten geri durmayan ikiyüzlü şerefsiz olarak karşımıza çıkıyor. Tabi bir de insana saygının, empatinin yanı sıra adam gibi bir cinsel eğitim alsa çocuklar, “aman bu ayıp günah, sus” diye cinsel dürtüleri bastırılarak el yordamıyla yollarını bulmak zorunda bırakılmasalar muhatap oldukları her insanı seks objesi olarak görmekte biraz daha kurtulabilirler diye düşünüyorum.

    Tabi ki de bu bahsettiklerim bugünden yarına yapılabilecek bir şey değil. Hemen üç gün sonra dünyanın dikensiz bir gül bahçesine dönmeyeceği aşikar. Ama gül fidanları ithal edip dikip birkaç seneye onların soluşunu da izlemektense, önce toprağı havalandırıp, gübresini, vitaminini, verimini arttırmak sonra ellerimizle sulamak, gerektiğinde budamak ve en sonunda uzun zaman ve emek sonucunda onları koklamak daha iyi olmaz mı? Tavsiye ettiğim yol uzun ve meşakkatli fakat hiç değilse süreç tamamlandığında varabileceğimiz bir nokta hala umut edebileceğimiz bir dünya olacak. Nasıl Osmanlıca öğretiriz, çocukları nasıl daha çok sınava sokarız, nasıl daha fazla beyinlerini sömürürüz diye düşünülerek eğitim programı yapılacağına biraz da buna kafa yorsalar… İnsanları yalnızca oy makinesi olarak gören mevcut konjonktürde hayal tabi benim dediğim. “Çok tepki çeken olaylarda biraz insanların gazını alalım, nasıl olsa üç beş güne de unuturlar biz de boşa yorulmamış oluruz.” rahatlığıyla hareket edecekler gene. Peki ya her gün duyduğumuz çirkin ithamların, laf atmaların, korna seslerinin hesabını kim verecek?

    • Born4Kaos

      Ellerine sağlık Cansu. Aynen dediğin gibi, yıllarca, hatta kuşaklarca her şeyi yapabileceğine, her türlü hareketin kendisine hak olduğuna ve kadınların da onun paşa gönlünün keyfine uymakla mükellef kenar yastıkları olduğuna inanan kişiler, fırsatını bulunca ya da bu en son sapık gibi “çok isteyince” tecavüzü de tacizi de normal görüyor. Aman canım nolcak ki yapmışsa! Hem o kız da niye istemiyor ki onu yani!!!

      Çiçek yetiştirmeli ve ithal çiçekli metaforunun özellikle hastası olduğumu da belirtmek isterim.

  • Berk

    Bu olaylar üzerine faille ilgili ”ama” ile başlayan her savunma kızgınlığımızı artırdığı gibi ”ceza” ile başlayan her cümle de adalete duyduğumuz güveni bir o kadar azaltıyor..Ve aslında anlamını bilmemiz gereken kavram ”ADALET”. Bu konuda ne yazık ki bir İngiltere olamadık.Bu olayın arkasından konu olan İngiltere’deki bir ceza geldi aklıma. ”İngiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama 7 yıl 7 gün hapis verince, şaşıran gazeteciler sormuşlar :’Adam kıza elini bile süremedi…Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladılar.Bu 7 yıl, 7 gün çok değil mi?’ Yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydedir :’Kızı korkutmanın cezası 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır.” .

    Ceza olmadan adalet sağlanmaz, birey olmadan devlet olmaz falan.. Ki burada konu olan kadınlar ve çocuklar..Aslında önemli olan ne biliyor musunuz?..Toplumumuzdaki ”HOŞGÖRÜ” eksikliği. Bırakın düşünceleri, davranışları nedeniyle bunu beklemek ”Cinsiyeti ve Yaşı” için bile ”HOŞGÖRÜ” bekler olduk….