90’lardan Efsane Klipler 1 – HASRETİM

90’lar birçok açıdan fantastik bir dönemdi. Hem güzel, hem absürd, hem anlamsız şeyler bulmak mümkün kurcaladıkça. Geçenlerde birkaç klibe denk geldim de, 90’lar Türkçe Pop’un altın yılları olduğu kadar çok deneysel şeylerin de üretildiği bir dönemmiş. Eh bu cevher varken, bir iki naçizane yorum da ben yapayım değil mi :)

(Scroll down for English)
 

İşte o klip:

İlk olarak, o yıllardan kalma güzel şarkılardan Hasretim’le başlıyorum. Özellikle başındaki “dıp dıp dıpdıdıp dıdıp dıpdıp dıpdıdıp dıdıp” kısmı hayli akıllarda kalıcıydı hatta bunu okurken bile söylemeye başladınız değil mi :) Bu klipteki her bir öğe o kadar fantastik ki, David Fincher oturup ağlar.

Bu ne biçim çizim lan?

Bu ne biçim çizim lan?

Ben de hakkını verememekten korkuyorum ve ağzının kenarındaki sigarayla dünya yansa ben makaramı iterimci balıkçıyı, bileğinden kelepçeli kurban etmelik bakirenin etrafında tam tam dansı yapan ablaları falan geçiyorum ve tek bir şeye odaklanıyorum:

Bir kişi de klipte seksi pozlarla ateşin yanında uzanıp İzel kızın mahkum olduğu adanın haritasını çözmeye uğraşan, deniz kabuğunu kulağına dayayarak iletişim kuran, Odysseus misali habis dalgalara baş vuran esas oğlanın, o yakışıklı balıkçının kim olduğunu yazmamış!

Bir kız bulmak için dağları denizleri aşan erkek <3

Bir kız bulmak için dağları denizleri aşan erkek <3

Bu kadar da olmaz! Yıllar boyunca yanlış anlaşılıp yanlış söylenen o sözler dilinize dolansın da “Hani makarnalarsın ya” diyeniniz olmasın e mi! Bu arada sarı naylonlu yakışıklı balıkçımızın klibin sonunda, adada mahsur olan kıza denizden değil de yürüyerek ulaşmasına anlam verebilen var mı?

Nasıl yani?!

Nasıl yani?!

Öperim,

Merve

~~~

90s were fantastic in so many ways. It’s possible to find many good or absurd antiques or quite pointless stuff if you delve into the decade. Recently I came across some music videos; 90s were, as much as they were the golden age of Turkish pop, the period in which many experimental stuff had been produced. Eh, now that we have this treasure, why not put in my two cents as well, right? :)

I’ll begin with Hasretim, one of the nice songs of the time by İzel. Its intro was especially catchy, those who are of age will still remember it clearly. Now, every element in this video is so fantastic that it would make David Fincher cry out. I’m afraid I won’t be able to do justice to it and I skip the fisherman with the cigarette in the corner of his mouth who would’ve said “I’ll push my wheel even if the world burned down!” and the sisters that are tam tam dancing around the virgin to be sacrificed and focus on one single thing:

No one has ever written who the handsome fisherman that lounges by the fire while he tries to solve the mystery map of the island where İzel imprisoned, communicates by pressing conches to his ear and struggles through waves like Odysseus is! Such rudeness! And I haven’t even started on how the handsome fisherman in yellow nylon reached the imprisoned girl on the island not by the sea but by walking on rocks!!!

The video is above.

Kisses,